Sosyal Projeler

BİENNALE ARCHITETTURA VENEZIA 2016

DARZANÀ – İki Tersane – Bir Gemi

 

Venedik Cumhuriyeti’nin tersanesinin, tophanesinin ve deniz üssünün adı Arsenal’dir ve kökleri 1100 yılına dayanmaktadır. 19. yüzyıla kadar Venedik’in Avrupa denizlerine hükmetmesine ve kentin ekonomik ve askeri etkisine tanıklık etmiştir. Sıkı bir şekilde izole edilmiş bir alanda kimi zaman sayısı 30.000’e varan işçi istihdam edilmiştir. Bugün salonlardan bazıları Bienal’in sergi alanı olarak kullanılmaktadır. Artık İstanbul olan Konstantinopolis’teki altın boynuzda bulunan ve Galata Tersanesi olarak anılan Haliç Tersanesi, Osmanlıların 1453 yılındaki fethinden sonra kurulmuştur. Venedik’te olduğu gibi, o zamanın en gelişmiş üretim teknolojisi ile büyük bir askeri sanayinin merkezi haline gelmiştir. Bu tarih ve benzer gelişme, DARZANA hikâyesinin çıkış noktası olmuştur.

 

Darzanà projesi geçmiş tarihi ve gelecek hayalleri anlatmakta; Bunun arkasındaki kavram, İstanbul ve Venedik iki eski tophanenin ortak kültürel mirasını yansıtmaktadır. Ortak dilden gelen Darzanà kelimesi Türkçe tersane ve İtalyanca arsenale kelimelerini birbirine bağlar. Her üç kelime de aynı kökene sahiptir. Akdeniz’de 11. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar denizciler, seyahat edenler, tüccarlar ve çeşitli kökenlerden paralı askerler birbirini anlamak için karma bir dil olan Lingua Franca konuşmaktaydı. Aynı şekilde Architectura Franca olarak tanımlanan genel bir mimari dilinden bahsedilebilir. İki şehir bugün farklı durumlarda ve boyutlarda olmasına rağmen, ikisi de geçmişte önemli tersanelere sahipti. Bu sistemlerin özünde İtalyanca Volti ve Türkçe Göz olarak adlandırılan rıhtımlar vardı. Burada gemiler inşa edilirdi ve donatılırdı. Venedik’teki tophanenin mevcut görünümü birçok bakımdan özgün tasarımından gelir ve bugüne kadar kısmen ordu tarafından kullanılmaktadır. Bununla birlikte çok geniş bir alan, tarihi bir ortamda modern bir fuar alanına, Bienal’in merkezine dönüştürülmüştür.

 

Haliç Tersanesi Arsenal’in bir benzeridir. Burası da erken modern Avrupa’nın en büyük, fakat sadece Osmanlı İmparatorluğu’nun himayesinde olan askeri sanayi tesislerinden biriydi. Tersane günümüze kadar amacına uygun kullanıldığı için, döneme ait binalardan sadece bir kısmı keşfedilebilecek durumdadır. Bugün Haliç’in en güzel yerlerinden birinde harabe bir sanayi tesisidir ve yeni bir amaç için kullanılmayı beklemektedir. Darzana projesinin yer aldığı salon büyük oranda inşaat aşamasındadır. Tasarımı, boyutları ve hatta çatısıyla, Arsenal’deki salonun boyutlarına benzer. Ayrıca Bastarda inşası için çok uygun koşullar sunar.

 

 

Son Gemi

 

Darzanà projesi için son bir gemi, Bastarda, İstanbul’da terk edilmiş ve kapalı Haliç Tersanesinde batık ve hurda parçalardan bir araya getirildi. Yeni tasarlanan gemi daha sonra parçalar halinde Venedik’e sevk edildi ve Türk Pavyonu’nun yer aldığı Sale d`Armi’de yeniden inşa edildi. Bastarda, kadırga ve kalyon karışımı bir gemidir. Yelkenli ve kürekli olan gemi, İstanbul ve Venedik’te bulunan iki tersane arasında sembolik bir köprüdür. Megakent İstanbul’dan ayrılarak, görkemli lagün kenti Venedik’te belirli bir süre geçirmek için giden bir gemidir. Gerçekleşen bu rüya için yorucu ve zaman alıcı bir çalışma gerekliydi. Odise, 2015 yılında yoğun bir fizibilite araştırmasıyla başladı. Terk edilmiş tersanedeki malzemeler ve projenin hayata geçirileceği Haliç tersanesindeki eski salon, oldukça kirlilik belirtileri gösteriyordu ve önceden detaylı olarak araştırılması gerekiyordu. İstanbullu bir mimarlık firması vasıtasıyla İstanbul Kültür Sanat Vakfı ve Competenza GmbH’nin İstanbul şubesi iletişime geçti. Bu sıradışı projeye ortak olmayı, zararlı maddeleri ve salonunun ve her bir parçanın temizliğini belgeleyecek bir konsepti hazırlamayı kabul ettik. Üstesinden gelmemiz gereken keyifli bir ödevdi bu.

İki eski donanma gücünü bir arada sunabilmek ve bunun bir parçası olmak bu projenin esaslarından biriydi. Dikkat çekici olan ise, Haliç Tersanesinde her şeyin yapılacağı eski salonun Venedik Arsenal’indeki sergi salonunun çatı yapısının stili ve kiriş aralıklarındaki benzerliğiydi. Tüm uygulama, AB direktiflerine göre profesyonelce ve öngörülen ölçüm teknolojisi gereğince uygulandı. Sanat eseri İstanbul’da Haliç’te yapıldı ve sonra profesyonelce sökülerek tarihi Boğazın İncisi’nden, Venedik lagünündeki La Serenissima’ya doğru yolculuğuna başladı. Orada, Venedik Arsenal’indeki Türk pavyonunda birleştirildi ve özel aydınlatma ile sergilendi.

 

Bienal’in 26 Mayıs 2016’daki açılışıyla çalışmalarımızı sergilemeyi başardık ve bu projeye katkıda bulunduğumuz için gururlandık. Bienal’den sonra BASTARDA İstanbul’a döndü ve Gemi müzesinde sergilenmektedir. Competenza,  Haliç Tersanesi salonundaki zararlı maddelerin tespiti ve temizliği ve her bir bileşenin test edilmesi konsepti ile projeye destek vermiştir.

 

DARZANÀ projesi sorumluları:

Feride Çiçekoğlu, Mehmet Kütükçüoğlu ve Ertuğ Uçar

Destekleyenler:

Cemal Emden ve Namık Erkal

Sergi Ekibi:

Hüner Aldemir, Caner Bilgin, Hande Ciğerli, Gökçen Erkılıç, Nazlı Tümerdem ve Yiğit Yalgın

Türk Pavyonu’ndaki genel proje İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından koordine edilmiştir.