Asbest nedir?

 

Çağlar boyunca insanlığa faydası kadar zararı da olan asbest, lifsel yapıda kristalize silikat mineralidir. Asbest mineralleri ısı ve elektrik geçirmemesi, ısıya direnci, uzun liflerinin kolay işlenir olması sebebiyle inşaat, gemi, taşıt, tekstil ve diğer sanayi alanlarında tercih edilen bir ürün olmuştur. Yaklaşık çeyrek yüzyılı bulan araştırmalar sonunda batı ülkelerinde mesleksel hastalık olarak bilinen asbest solunuma bağlı akciğer hastalıklarının Türkiye’de önemli bir sağlık sorunu olduğu ortaya çıkmıştır. Ülkemiz, 2005 yılından sonra her türlü asbestin üretilmesi ve kullanılmasını yasaklamıştır.

 

Mineralin adı eski Yunanca yanmaz anlamına gelen “Asbestino” kelimesinden gelmektedir. Avrupa ülkeleri asbestos yerine Latince “lekesis” anlamındaki “Amiantos” kelimesini kullanırlar. Romalılar ölen insanların yakıldıktan sonra küllerini toplayabilmek için amiantos dedikleri lifsel maddeden yapılmış bir örtü içinde yakarlarmış. Bu şekilde, hem ölenin külü kolay toplanır ve hem de kullandıkları örtü yanmamış olarak kalırmış. Finlilerin 4.000 yıl önce ülkelerinde bulunan antofillit asbest karışımı killerden çanak, çömlek gibi kaplar yapmak için kullanırlarmış. Çinliler de 3.000 yıl önce uzun lifli beyaz asbestten giysileri ve tapınaklardaki kandillerin fitillerini de aynı malzemeden yaptığı tarih kitaplarına geçmiştir. Savaşlarda kalelerin savunulmasında düşman askerlerine atılan sıcak su ve yağlardan korunmak için asbestten yapılmış savaş giysileri kullanılmıştır.

 

Asbest yüzyıllar boyu ve yaygın bir şekilde kullanıldığı halde, meydana getirdiği sağlık sorunları yirminci yüzyılın başında anlaşılmaya başlamıştır. Bunun sebebi, solunduktan sonra yaptığı hastalığın ortaya çıkması için 40 yılı aşan bir enkübasyon süresine gerek olması ve eski dönemlerde insanların şimdikinden çok kısa yaşamalarıdır.

 

Asbest mineralleri

Asbest, lifsi kristal yapısına sahip magnezyum silikat, kalsiyum-magnezyum silikat, demir- magnezyum silikat veya kompleks sodyum-demir silikat bileşimindeki mineral grubuna verilen isimdir. Mineralojik özelliklerine göre asbest iki gruba ayrılır:

 

Serpantin grubu asbest mineralleri: Krizotil, Lizardit ve Antigorit mineralleridir. Serpantin grubu mineraller, Fillosikatlar grubunda bulunmaktadır.

 

Amfibol grubu asbest mineralleri: Krokidolit (Mavi asbest), Ribekit Amozit, Tremolit (Beyaz amfibol),

Aktinolit mineralleri bulunur. Amfibol mineralleri, İnosilikatlar grubunda bulunur.

 

 

Asbest minerallerinin tabiatta bulunuşu

Asbest mineralleri bazik ve ultrabazik kayaçlarda çeşitli tenörlerde bulunur. Dunit ve serpantinlere bağlı krizotil asbest yataklarında işletme tenörü %3’e kadar inmektedir. Amfibol asbest yataklarında bu oran daha yüksek olup birçok yatakta kayacın %25’ini asbest lifleri oluşturmaktadır. Lifler kayaç içinde damarlar, bazen tabakalar halinde, çoğu zaman ise stokverk (ağsal) bir durumda ortaya çıkarlar.

 

Asbestin kullanım alanları ve insan sağlığına etkileri

Asbest lifleri, çapraz, uzunlamasına ve küme halinde bulunurlar. Sadece 3 asbest lifi kullanılmaktadır. Bunlar; krizotil (%98), amozit ve krokidolittir. 3000’den fazla endüstriyel alanda kullanılır. Bunlardan başlıcaları tekstil, filtreler, gemi yapımı, uçak yapımı, çimento üretimi, otomobil yapımı izolasyon ürünleri, su boruları yapımı, petrokimya endüstrisi, gaz maskelerinin yapımı, yer karoları ve kaplama levhaları alanlarıdır. Asbest bazı sigara filtrelerinde yanmayan özelliği nedeniyle kullanılmış ve yanmazlık derecesini belirtmek için reklam edilmiştir. Asbest büzülmeyen asbest boru kaplamada, asbestli fitil ambalajda, asbestli kağıt bantlarında, fren ve debriyaj balatalarında ve asbestli çimento boru imalinde kullanılmaktadır. Asbestli malzemeler; bazı çatı kaplama malzemeleri, binanın dış yüzünü kapsayan metal parçalar veya kiremitte kullanılmaktadır. Ayrıca 1940-1970’li yıllarda inşa edilen evlerde yalıtım için kullanılan malzemelerde, bazı yer fayansları ve yer döşeme yapıştırıcılarında, sıcak su ve buhar borularının izolasyonunda kullanılan malzemeler, dokuma boyası ve bazı duvar-taban köşelerinin yama malzemelerinde, boru ve kanalların izolasyon malzemelerinde kullanılır. Asbest ayrıca bina izolasyonunda, halı altı kaplamasında, yapma şömine ve ocak materyallerinde, tost makinesi ve diğer evlerde kullanılan bazı makinelerde, kalorifer kazanı ve contalarında, elektrik kablosunda, fren yastığı ve balatasında, tencere kulpunda, ütü masası bezi, fırın eldivenlerinde, saç kurutucularında ve çimentoda kullanıldığı bilinmektedir.

 

Günümüz kullanımının aksine eski ürünlerde daha çok krokidolit ve amozit düşük yoğunluklu yalıtım malzemesi olarak kullanılmıştır. Ancak bu asbestler çok tozlu olmalarından, kimyasal yapılarından, düz ve iğnemsi şekillerinden dolayı sağlık açısından oldukça tehlikelidir ve artık kullanılmamaktadır. Bu lifler, akciğer dokularında onarılması çok güç hastalıklara ve hatta kansere yol açmaktadır. Krizotil asbestler, amfibol türevlerine göre daha az tehlikelidir.

 

İpeksi dokusu ve kıvrık lifleri ile serpantin asbesti havada daha az asılı halde kalır. Son yıllarda asbestin insan sağlığı üzerinde olumsuz etkilerine karşı tepkiler araştırma kuruluşlarını asbest yerine kullanılabilecek başka hammaddelere yöneltmiş, bunun sonucunda üretimde ve ticarette duraklamalar ortaya çıkmıştır. Asbest yerine kullanılabilecek malzemeler; köpüksü plastik, lifsi cam, polistilen, vermükilit, ağaç lifi, perlit, alümina, jips olarak gösterilebilir.

 

Sadece elektron mikroskobunda görülen serbest asbest lifleri son derece küçük ve ince olduklarından birçoğu alveoli adı verilen akciğerlerdeki hava kanallarına geçer. Bu lifler akciğerlere girince vücudun savunma mekanizması devreye girer ve lifleri parçalayarak vücuttan atmaya çalışır. Her lif ayrı bir kütle olarak parmaktaki kıymık parçası gibi olan bu lifler vücuda bir kez girdiklerinde hareket edebilirler. Bunun sebebi tam olarak anlaşılmamakla birlikte çok küçük ve keskin olmalarına ve dokudan kolayca geçebilmelerine bağlanmaktadır. Bünyemiz bunları atmaya ya da parçalamaya çalıştıkça, bu keskin liflerde iltihaplanmalar oluşmaya başlar. Tüm müdahalelere rağmen, birçok lif potansiyel hastalık oluşturucu ajan olarak akciğerlerde kalır. Bu iltihaplanmalar zamanla birçok değişik asbest hastalıklarının başlangıcını oluşturur. Savunma sistemimiz akciğerlerimize giren asbest liflerini bir protein tabakasıyla kaplayarak yabancı kütleler oluşturur. Bu kütlelere asbest kütleleri denir.

 

Asbestin neden olduğu hastalıklardan birinci gruba girenler; plevradafibrosis, kalsifikasyon, effüzyon, akciğer parankamasinda fibrosis (asbestosis); ikinci gruba girenler ise plevra ve peritonun malign mesotelyomaları, akciğer kanserleri ve sindirim organları kanserleridir. Bunlardan en tehlikeli olan ise “Mezotelyoma” veya “Akciğer Kanseri” ölüme neden olabilirken diğerleri genellikle vücutta semptomlar ya da yetmezlikler oluşturur. Asbestten kaynaklanan asbestosis hastalığı (mezotelyoma), tam olarak anlaşılamamakla birlikte, akciğere girmiş olan asbest liflerinin burayı tahriş etmesi ve iltihaplandırması sonucu oluşur. Akciğerlerde meydana gelen yara ve kalınlaşma, kan hücreleri ve alveoliler arasındaki oksijen ve karbondioksit alış verişini engeller. Sonuç olarak akciğerler eskisi kadar iyi çalışamaz hale gelir. Sadece X-ışınlarıyla tespit edilebilen bu hastalığa yakalanan kişilerin akciğer kanseri ve mezotelyoma olabilme riskleri yüksektir.